Şizofreni tedavisinde yeni başlangıçlar

Columbia Üniversitesi’nden (ABD) Prof. Dr. Xavier Amador ve Güney Afrika’da bulunan Stellenbosch Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Robin Emsley’in konuşmacı olarak katıldığı toplantıya, BRSHH Başhekimi Doç. Dr. Erhan Kurt, öğretim üyeleri ve çok sayıda hekim katıldı.

Motivasyonel mülakat
Hastalarına, şizofreni hastası ağabeyi ile deneyimlerinden yola çıkarak geliştirdiği yöntemi uygulayan Prof. Dr. Xavier Amador, yaptığı sunumda, şizofreni tedavisinde güvene dayalı ilişki kurmanın önemi ve iletişim teknikleri hakkında bilgi verdi. Listen-Empathise-Agree-Partner (LEAP) Enstitüsü’nün kurucusu ve yöneticisi olan Prof. Dr. Amador, ABD hükümetinin özel izniyle 11 Eylül terörist saldırıları üzerinde çalışan sayılı sivil psikologlardan birisi.

Hastaların yarısından fazlasının, hastalığının ve mantıksız davranışlarının farkında olmadığını belirten Amador, ”Hastayı ikna etmeye çalışmayalım, bunu bırakalım. Onların istedikleriyle tedaviyi ilişkilendirelim. Hastanın istediği şeyleri tedavi ile ilişkilendirmek konusunda ortaklık kurmamız lazım” dedi. Amador, şizofreni hastalarında ”içgörü” eksikliğinin sık karşılaşılan bir sorun olduğunu, hastaların tedaviye, ”Hiçbir sorun yok, hasta değilim, bir psikiyatriste ihtiyacım yok, aile üyelerimin de bana yardım etmesine gerek yok” şeklinde yaklaştıklarını söyledi.

Aile bireyleri ”sen hastasın” dediğinde buna inanmayan, bir psikiyatriste ihtiyacı olmadığını düşünen hastalarla nasıl işbirliği yapılması gerektiğinin önemli olduğunu dile getiren Amador, aynı hastalıkla 22 yıl boyunca mücadele eden, kendisinden 8 yaş büyük ağabeyi Henry ile de benzer deneyimler yaşadığını anlattı.

Geliştirdikleri ”Motivasyonel mülakat” yönteminde, kullanılan dilin değiştirilip mülakatın başka bir yere odaklandığını, hastanın konuşmasına izin verildiğini kaydeden Amador, ”Hastayı ikna etmeye çalışmayalım, bunu bırakalım. Onlar ne istiyorlar, onların istedikleriyle tedaviyi ilişkilendirelim. Biz de bunu yapmaya çalışıyoruz. Hasta ile ortağız. Hastanın istediği şeyleri tedavi ile ilişkilendirmek konusunda onunla ortaklık kurmamız lazım” dedi.

Hastaların taburcu olmak için doktorlara duymak istediklerini söylediklerini belirten Amador, ”Burada bir işbirliği söz konusu olmaz. Kendilerini hasta değil, kurban olarak gördükleri için tedaviye uymazlar. Tedaviyi tamamen reddederler ama taburcu edilmeyeceğini bildikleri için ilacı sanki alıyormuş gibi yapıp yastığın altında saklayabilirler ya da yanağının içinde bekletebilirler” diye konuştu.

“Erken tanı çok önemli”
Şizofrenide erken tanıyla birlikte tedavide umut veren sonuçlar yaşandığına dikkat çeken Prof. Dr. Robin Emsley ise şizofreni tedavisinde hastaları relapsa karşı korumanın önemi ve tedavi seçenekleri hakkında konuştu.

Önleyici tıbbın mümkün olmadığı şizofrenide erken tanıyla birlikte tedavide umut veren sonuçlar yaşandığına dikkat çeken Prof. Dr. Emsley, şu önerilerde bulundu: “İlaçlarını içen hasta iyileştiğini düşünüp tedavisini bırakmamalı. Şizofreniyi ilaçla durdurabilmek ancak düzenli kullanımla mümkün. Tedavilerini aksatan hastaların beyinleri küçülebiliyor.”

Yeni geliştirilen ilaçlarla hastalığın belirtilerinin ortadan kaldırılabildiğini açıklayan Prof. Dr. Robin Emsley, “Antipsikotik ilaçlarla hastalığın belirtilerini azaltma şansımız var. Ancak burada problem yaşadığımız bir durum da var. Hastalar büyük çoğunlukla ilaçla iyileşiyorlar. İyileştikten sonra bir kısmı ilaç kullanmayı bırakıyor. Oysa bırakmaması gerekiyor. Bıraktıktan sonra hastalığın yeniden alevlenmesi mümkün” diye konuştu.

Prof. Dr. Emsley, salonda bulunan hekimlere, şizofreni tedavisinde uzun etkili enjektabl ilaçların, bazı hastalar için önemli bir seçenek olduğunu belirtti.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir