Sağlıksız kürtaj öldürebilir

Uzmanlar, bu tür düşükler sonrasında enfeksiyon gelişmesiyle ortaya çıkan durumun tıp dilinde ”septik abortus (düşük) ve septik şok” olarak tanımlandığını ve bu tür düşüklerin anne ölüm nedenleri arasında ilk sırada geldiğini belirtiyor.

Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bülent Berker, gebeliğin ilk üç ayı içindeki kanama ya da lekelenmenin ”düşük” belirtisi olabildiğini ifade ederek, sabit devam eden veya artan vajinal kanamanın da genellikle önlenemeyen düşüğün habercisi olduğu uyarısında bulundu.

28. haftadan önce gebeliğin son bulmasının düşük olarak isimlendirildiğini anlatan Berker, gebeliklerde erken doğum ya da düşük riskinin her zaman olabildiğini, düşük belirtilerine karşı hekimin ve anne adayının dikkatli olması gerektiğini söyledi.

Berker, rahim kramplarıyla birlikte veya tek başına ilk 3 ayda vajinal kanama veya lekelenmenin, düşük tehdidinin sık rastlanan bulgusu olduğunu belirterek, bazı ilaçların da düşük riskini artırabileceği için gebelik döneminde ilaçların mutlaka hekim bilgisi dahilinde kullanılması gerektiğini vurguladı. ”Düzenli ya da veya artan vajinal kanamanın, genelde önlenemeyen düşüğün habercisi” olduğuna dikkati çeken Berker, bu gibi durumlarda vakit kaybetmeden jinekoloğa başvurulması gerektiğini belirtti.

KENDİ KENDİNE YAPILAN DÜŞÜKTE ÖLÜM RİSKİ YÜKSEK
Berker, ”genellikle ateş, titreme, halsizlik, baygınlık hissi, akyuvar sayısında artış, şiddetli karın ağrısı, kanlı-iltihaplı kötü kokulu akıntı, vajinal kanama, kan basıncında düşme, idrar miktarında azalma, nefes alma güçlüğü, sarılık, kanama bozukluklarında septik düşükten şüphelenilmesi” gerektiğine dikkati çekti.

Septik düşüklerin anne ölümleri arasında ilk sırada yer aldığını, septik düşük sonrası anne de şok gelişebildiğini ifade eden Berker, bu tür düşüklerin özellikle geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerde sık görüldüğünü söyledi. Berker, yapılan çalışmalarda, septik düşük olgularının ve buna bağlı ölümlerin yüzde 1’inin gelişmiş ülkelerde, yüzde 99’unun gelişmekte olan ya da geri kalmış ülkelerde görüldüğünü ortaya koyduğunu belirtti. Bu tür düşük vakaları ile Türkiye’de de çok sık karşılaştıklarını ifade eden Berker, şunları kaydetti:

”Vakaların çoğu, işlemin uygun olmayan şartlar ve kötü tekniklerle düşük girişiminde bulunulması sonrasında olmaktadır. Düşük işlemi ya anne adayının kendisi tarafından ya da uygun olmayan koşullarda yapılmasından kaynaklanmaktadır.

Düşük girişimi amacıyla en sık ebegümeci, tavuk teleği ve şiş, tığ, toka gibi batıcı aletler ile sabun gibi maddeler kullanılmaktadır. Vakalar, utanma, suçluluk, gizlilik, saklama gibi gerekçelerle yaptıkları ya da yaptırdıkları bu tür girişimleri söylemeyebiliyorlar. Ölümcül sonuçlara yol açan septik düşük sonrası enfeksiyon ve şok tanısında, hikâyenin hekim tarafından bilinmesi önem taşıyor.”

KÜRTAJ MUTLAKA HEKİM TARAFINDAN YAPILMALI
Septik düşük ve şoka bazı mikroorganizmaların neden olduğunu belirten Berker, anne adayının yaşamsal fonksiyonlarının korunmasında düşük sonrası geçen süre, enfeksiyonun yayılımı, mikroorganizmanın cinsi ve vücudun genel direncinin önem taşıdığını söyledi.

Berker, düşük sonrası en çok escherichia coli, Group B beta-hemolitik streptoklar, Stafilokoklar ve gonore ve clostridium isimli mikroorganizmaların görüldüğünü ifade ederek, enfeksiyonun rahmin dışına yayılım gösterdiği vakalarda ”ölüm” riskinin oldukça yüksek olduğunu belirtti. Bu tür vakalarda en çok ciddi komplikasyonun şok, akut böbrek yetmezliği ve kan pıhtılaşma mekanizmasındaki bozulma olduğunu vurgulayan Berker, şöyle devam etti:

”Sağlıklı bir gebede, rahim ağzında bulunan kaygan, sümüğümsü yapı, rahim içini dışarıdan gelebilecek mikroorganizmalara karşı korur. Bakterilerin buradan içeri bölgeye kadar ilerlemesi halinde enfeksiyon görülüyor. Bakteriler, buraya kendiliğinden ya da özellikle kürtaj sırasında tam steril sağlanmayan aletlerin kullanılması ile girebiliyor. Enfeksiyon, ilerleyerek kana karışabiliyor ve böbrek yetmezliğine neden oluyor. Bu tür enfeksiyonların yaklaşık yüzde 60-65’inden hekim dışında kişiler tarafından yapılan kürtajlar sorumlu tutuluyor. Düşük ya da kürtaj sonrası içeride parça kalması ve cinsel yolla bulaşan hastalık hikayesi de risk faktörlerini artırıyor. Enfeksiyon riskinden korunmak için, kürtajın mutlaka uzman hekim tarafından ve acil bir müdahale riskine karşı hastanelerde yaptırılması gerekiyor. Korku, bilgisizlik ya da maddi gerekçelerle kişinin kendi kendine düşük yapmaya çalışması da ölüm riskini artırıyor.”

DÜNYADA 52 ÜLKEDE KÜRTAJ YASAK
Berker’in verdiği bilgiye göre, dünyada her bin canlı doğuma karşı, 300-500 yasal ve yasal olmayan düşük yapıldığı tahmin ediliyor. Dünya nüfusunun yüzde 25’i (52 ülke) katı kürtaj yasalarının bulunduğu ülkelerde yaşıyor. Bunun da yasadışı ve güvenli olmayan düşük işlemlerine başvuruyu artırdığı ifade ediliyor. Türkiye’de kürtaj 10 haftaya kadar yasal.

ENFEKSİYON GELİŞTİĞİNDE, ANNE ÖLÜM RİSKİ YÜZDE 20
Tedavi olarak hastanede, ilk adım olarak damar yolundan sıvı takviyesi yapılıyor. Rahim içinde parça olması halinde kürtajla kalıntılar temizleniyor, apse varlığında da cerrahi operasyon yapılıyor. Enfeksiyonun yayılması halinde rahim alınabiliyor.

İlaç olarak antibiyotik tedavisi uygulanıyor. Ortalama hastanede 7 gün ile 3-4 ay arasında yatış söz konusu olabiliyor. Hastalık geliştiğinde, anne adayında ölüm riski yüzde 20’lere kadar çıkıyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir