Radikal’den Ezgi Başaran evlilik programlarını kaleme aldı

 

Gelin-kaynana programlarının ardından ortaya çıkan ve evlilik programları çılgınlığına her gün bir yenisi eklendi ve sektör büyüdü.  Bu programların, katılanlar ve izleyenler üzerindeki olumsuz etkileri uzmanlar tarafından defalarca dile getirildi. Ancak her gün televizyon ekranlarında milyonların önünde evlendirilmeye çalışılan insanların traji-komik hikâyelerine şahit olmaya devam ediyoruz.

Radikal gazetesi yazarı Ezgi Başaran bugünkü yazısında evlilik programı izlenimlerini ”Evliliğin Sefaleti” başlığıyla şöyle kaleme aldı;

Zuhal Topal eğlenirken, Esra Erol gerdan kırarken, Seren Serengil derin derin bakarken…

-Güllü, elektrik alamadığı için üçüncü talibini de geri çevirirken, Ganime teyze öfkeden kuduruyordu. “39 yaşında torun sahibi bir kadınsın, illa ki kendinden genç bir koca istiyorsun, olmaz, olamazzzz” diye.

-Erzincanlı Medet, 21 yaşındaki Döne’ye talip olurken, hayatta hiçbir şeyden hoşlanmadığını çünkü bugüne kadar onu mutlu edecek bir şeyle karşılaşmadığını anlatıyordu. Ha, bu arada annesi süpermiş, hatta muhteşem diyebiliriz. Oh oh, çok şükür rahatladık?!

-Ortaokul mezunu Döne, 17 yaşında evlendirildiği ve şiddet gördüğü adamdan zor kurtulduğu için şimdi tüm taliplerine “Sinir var mı? Yani sinirlenir misiniz?” diye sorup duruyor. Dürdane Hanım hoşlanma varsa her şeyin çözüleceğini söylüyor. “Sinir de iyidir bir yerde, Türk erkeğinde iyi durur” diye de ekliyor.

-Güllü kibarca kovalanırken, Döne, Medet’le bir çay içebileceğini söylerken, Zuhal Topal çok eğlenirken, Esra Erol gerdan kırarken, Seren Serengil derin derin bakarken, profesyonel seyircilerden biri bir anda ve nedensiz bir türkü çığırmaya başlamışken…

-Bir kadın Manavgat’taki bir ormanlık alanda iki çocuğuyla kalakalmıştı. Güler İ. aynı böyle bir izdivaç programında tanıştığı Yılmaz D.’nin “Evini sat, Manavgat’a gel, orada evleniriz” sözünü tutarak çantasına 53 bin lirayı koyup gelmişti. Dolandırıldı.

-Bu olaydan önce bir gün… Yine stüdyodaki teyzeler amcalar, karşılarında ezik ezik oturmuş, birbirine manasızca talip olmuş iki insanı didik didik ederken… Zuhal Topal çok eğlenirken, Esra Erol gerdan kırarken, Seren Serengil derin derin bakarken… Aynı Yılmaz D. yine böyle bir izdivaç programında tanıştığı M.Y.’yi fuhuş yapmaya zorluyordu.

-Aslında durum bildiğiniz gibi değil. Çünkü aynı Yılmaz D., Güler İ.’yi dolandırmadan ve M.Y’nin etinden para kazanmaya başlamadan önce evlenmişti. Yine böyle bir izdivaç programında, canlı yayında. Döve döve nefessiz bıraktığı karısı İstanbul’a kaçıp boşanma davası açmıştı.

-Stüdyodaki seyircileriyle, neşeden jöleye dönmüş sunucularıyla, dekoruyla, şarkıcısıyla her gün ama her gün saatlerce süren bu programlar sadece evliliğin en süfli halini hayatımıza sokmakla kalmıyor. Gördüğünüz suça meyyal erkek müsveddeleri için seri üretim yapan birer fabrika görevi görüyor.

Olumlu tepkinin haddi hesabı

-Dekolte ile tecavüz arasında paralellik kuran ilahiyat profesörü Orhan Çeker’in, YÖK Başkanı’ndan üniversitesinin rektörüne kadar bir dizi yüksek rütbeden zılgıt yemesine rağmen kuyruğu dik tutmasının bir sebebi vardı.

-“Lafımın arkasındayım, bir kadın açık saçık giyinirse erkek de gider onu taciz eder. Taciz ederse de o suçun yarısı kadınındır. O kadar!” diye diretmesinin bir sebebi vardı. Açıkladı: “Telefonlarım susmuyor, aldığım olumlu tepkinin haddi hesabı yok.”

-Haddi hesabı olmayan olumlu tepkileri verenler eğer kadınsa, acaba Orhan Çeker’in o sözleriyle aslında kadının varoluşunu bir suç olarak gördüğünün farkında mıdır? Çeker’in sırtını sıvazlayanlar eğer erkekse, o sözlerle doğrudan ve doğuştan sapık ilan edildiklerinin farkında mıdır?