Kadınların sinsi düşmanı endometriozis

Endometriozis, rahim içinde olması gereken dokunun, vücudun yanlış bölgelerinde oluşması anlamına geliyor. Başka hastalıklarla benzer belirtiler taşıması nedeniyle tanısının konulmasında çoğu zaman geç kalınan bu hastalık, erken teşhis edildiğinde tedaviyle kısırlık riski ortadan kalkabiliyor.

Söz konusu yanlış yer en çok yumurtalıkların üstü, içi, karın boşluğu içinde herhangi bir yer olurken, nadiren bağırsak veya idrar kesesi, seyrek olarak da karın boşluğu dışında vajina, akciğer, beyin ve solunum yolları olabiliyor. Endometriozise sezaryen veya miyom ameliyatları sonrası, rahim içi dokunun karın katlarına yapışması ile ameliyat yarasında da rastlanabiliyor.

HER 20 KADINDAN BİRİNDE VAR

Endometriozis kadınların yüzde 5-10’u arasında görülüyor. Kısırlık hikayesi olan kadınlarda bu hastalığın görülme riski ise 5-8 kat daha fazla oluyor. Kronik karın ağrısı olan kadınların yüzde 80’inde de endometriozise rastlanıyor. Çoğu kez kronik ağrı ve inatçı bir kısırlık sebebi olarak belirti veren hastalığın doğru teşhisi kimi zaman yıllarca sürebiliyor. Bunun nedeni ise bulunduğu yere bağlı olarak endometriozisin idrar yolu enfeksiyonu, taş, basit kist, başka bağırsak rahatsızlıklarını düşündürmesi ve bu doğrultuda tanı konması oluyor.

İlaçla tedavi mümkün
Hastalık cerrahi yolla tedavi edilebildiği gibi, kesin tanı konulmadan da ilaç kullanılabiliyor. Hasta ilaçlarla geçici olarak menopoza sokuluyor ya da doğum kontrol hapları veya erkeklik hormonu etkisi içeren ilaçlar kullanabiliyor. İlaç tedavisi, ağrının önlemesinde avantaj sağlıyor. Ancak kesin tanı konulmamış olması, ilaç kullanımı süresince hamile kalınamaması gibi dezavantajlar oluşturuyor ve hasta sadece ilaç verildiği sürece rahatlıyor. Bu nedenle ilaçla tedavi, hastalığın sürmesine ve üreme kapasitesinde hasara engel olmuyor. Çok uzun süre ilaç tedavisi görmüş hastalarda tüp bebek tedavisi dahi kısırlık sorununu çözemeyebiliyor.

AĞRIYA DİKKAT!

En sık görülen belirtisi ağrı olan endometriozis; karın, kasık ve bel ağrıları şeklinde hissedilebiliyor. Genelde adet görmeye başlandıktan uzun bir süre sonra ortaya çıkıyor ve giderek artıyor. Adet sırasında, adetten birkaç gün önce başlayan ve çoğu kez adet boyunca süren hafif ya da ağır ağrılar olabiliyor. İlişki sırasında da oluşabilen ağrı, cinsel isteksizlik ve vajinismusa kadar gidebiliyor. İltihap, enfeksiyonla beraber ise adet ritminden bağımsız olarak karın ağrısı görülüyor. Duyulan ağrı çikolata kisti veya endometriozis odaklarının büyüklüğü ve derinliği ile doğru orantılı olmayabiliyor.

KISIRLIĞA YOL AÇIYOR

Endometriozis, yumurtalık ile yumurtalık kanallarını birbirine ve çevre organlara yapıştırdığı için yumurta hücresinin rahim içine nakledilmesini engelliyor. Adet kanının bulunduğu ortam, doğallığını yitiriyor. Bölgede, içerisinde kan hücrelerinin yıkılmasına bağlı olarak demir, bazı biyokimyasal maddeler ile alyuvarlar artıyor ve yumurta ortamda rahatça gelişemiyor. Yumurtaya toksik etki yapıyor ve bu durum rahim içerisinde döllenmiş yumurtanın yerleşmesine engel oluyor. Endometriozis görülen herkeste kısırlık oluşuyor denilemez fakat kısır olan kadınlarda bu hastalıktan da şüphelenilmesi gerekiyor.

TEDAVİDE LAPAROSKOPİNİN YERİ

Endometriozis tedavisinde laparoskopik yani kapalı ameliyat tercih ediliyor. Laparoskopi, endometriozis odaklarının yerlerini, büyüklüklerini ve boyutlarını gösteriyor. Yöntem hastanın iyileşme sürecinin kısalmasına neden olurken, estetik olarak da hastada büyük bir ameliyat izi kalmasını engelliyor. Açık ameliyat uygulaması hastaya gereksiz zarar vereceği için artık ilk tedavi seçeneği olarak tavsiye edilmiyor. Ayrıca tecrübeli ellerde kapalı ameliyat (laparoskopi), vajinanın ve alt karın bölgesinin derinliklerine kadar uzanan derin endometriozis odaklarının sağlıklı dokudan ayrılması ve tamamen çıkartılmasında, açık ameliyattan daha üstün bir yöntem olarak kabul ediliyor. Ameliyat sonrası yapışıklıkların önlenmesi ve doğurganlığın korunması açısından da laparoskopi üstünlük sağlıyor.

MİKROSKOBİK İNCELEME GEREKİYOR

Endometriozisin tanısında hasta öyküsü, jinekolojik muayene ve ultrasonun yanı sıra, gerekli hallerde ek muayene yapılması gerekiyor. Endometriozis bağırsaklara kadar ilerlemişse endoskopi yapılabiliyor. Kesin tanı odakların narkoz altında laparoskopiyle tespit edilmesiyle konuluyor. Odağın mikroskobik incelemesi yapılmadan kesin tanı konulamıyor.

Prof.Dr. GÜRKAN ARIKAN- Acıbadem Hayat Dergisi