Acımtırak bir yazı..

Genellikle değişmez bir parçamdır. Çoklarında da var mıdır bilmem ama gece tam uyumak üzereyken aklıma yazacak onca şey, kafiyeli cümleler eşliğinde gelir takılır ama asla kalkıp kalemi kağıdı elime alıp, yazma becerisini gösterememişimdir ömrümde. Tıpkı dün gece ki gibi…

Şimdi yazmak için doğru zaman olsa da ne o anlamlı cümleler var aklımda ne de düşünsel olarak tamamlanmış bir konu. Ne yazmak istediğimi bilsem de; içten olmayan sözcükler dökülmüyor kalemimden. Bazen sözcükler bile anlatamaz içimizdekileri, bazen de insanlar inatla anlamak istemez sözcüklere yüklediğimiz anlamları. Kimi zaman kelimelere dökemediklerimiz gözlerimizden dünyaya yansır. Sözcükler kifayetsiz kalırken gözlerimiz belki bir ana sığdırır bir ömrü. Korkarız kimi zaman hayatımızı elevermesinden gözlerimizin. Bakamayız hiç bir çift göze, belki yıllarca. Bazense bize takılan gözleri görmek istemeyiz, bu yok sayışımızdandır onları. Çünkü kötü hissettiriler kendimizi bize. Unuttuğumuz, aklımıza geldiğinde hemen yeni bir düşünce bulmaya çalıştığımız, unutmak istediğimiz gerçekleri gösterir bize bir çift göz. Tıpkı o günkü gibi…

Betimlemekte zorluk çektiğim bir çift göz… Çizgilerinde yaşanan yılları gördüğüm bir yüz… Camın iç yüzündeyken ben, o dışarıdan bakan bir yabancı. Muhtememlen içerede olmayı tercih eden bir yaşlı adam. Bir süre baktıktan sonra masaların üzerindekilere, içerdekilere takılır gözleri kısacık bir an. Deler geçer bakışları. Soğuktan üşümüş, solgun yüzü tekrar yola koyulan ayaklarına inat, cama kilitlenir bir süre daha. Gittiğinde ise acımtırak bir his bırakır ardında. Masada duran yemeklerere çevirince yüzünü, öfkesi kendisinedir insanın. Nitekim şen şakrak yenen yemekler sonrası sıcacık evine dönersin. Unutur gidersin o yaşlı adamı.

Elindeki çay bardağını sehpaya bırakıp, basarsın televizyonun açma tuşuna. Haber saati… Yaşlı bir adam su faturasını ödeyemediği için 4 gün cezaevinde kalmıştır. Gözleri görmeyen, bedenini hareket etiremeyen bu adam suçludur ve hukuk devleti ona suçunun cezasını vermiştir, o da çekmiştir cezasını ve fakat kendisini acındırmak için değildir kameralar karşısında döktüğü göz yaşları , kırılmış, parmaparça edilmiş gururnundandır. Kapatırsın televizyonu artık görmeye tahammülün kalmadığından.

Gidesin gelir içinden, uzak bir yerlere. İnsanın insanca yaşadığı, aç bırakılmış insanların bulunmadığı bir yerlerde bulmak istersin kendini. Fakat ne gidecek yerin vardır ne de kalacak gücün.

Kapatıp gözlerini, düşünüp kendini yaşayıp gidersin daha çok para kazanmak için çabaladığın hayatında.