Sosyal ilişki kurmak

İnsanlar bu yerkürede var olduklarından beri birlikte yaşamanın ve karşılıklı yardımlaşma ve dayanışmanın gerekliliğini görmüşlerdir. Çünkü her insanın farklı yetenekleri ve özellikleri olduğu gerçeği ve yaşamsal tehditler ve korkular karşısında hep bir liman arayışı insanları birbirine yaklaştırmıştır. Buna sevgi, ilgi ve cinsel ihtiyaçları da eklemek olasıdır.

Peki bu kadar farklı özellikler ve beklentilere sahip insanlar nasıl olur da bir arada yaşamayı becerebilir ve birlikte yaşamanın avantajlarından yararlanabilir. İşte bunu becerebilmek gerçekten çok zor ve emek isteyen bir durumdur. İnsanlara baktığımızda yaşamlarını yöneten belki de en önemli duygunun korku olduğunu görüyoruz. İnsanlar doğada birçok şeyden korktuğu gibi birbirlerinden de korkuyorlar! Nedenler açık; başka bir insanın bir şekilde kendisine zarar verebileceğini, gerek özel gerekse iş hayatında kendisini çıkarları için kullanabileceğini, malını elinden alabileceğini vs… Bu korkular aslına bakarsanız sosyal ilişkileri geliştirmenin ve insanlarla bir arada yaşama becerisini kazanmanın önündeki en önemli engeldir. Tabii ayrı bir gerçek de şu ki insana en büyük zararı yine kendisinin verdiği gerçeğidir. Bu ön yargı yani insanların tehlikeli ve zararlı yaratıklar olduğu inancı bizleri sürekli olarak insanlardan kaçan bir varlığa dönüştürüyor. Evet insanlardan kaçmak! Neden çünkü insanlar zararlı ve tehlikelidir düşüncesi. Ya diğer insanlar da aynı inanca sahipse ne olur? İşte sonuç; yalnız, mutsuz, doyumsuz, ruhsal açıdan eksik ve hasta insanlar.

Bir masanın dört ayağı vardır. Bunlardan en önemlisi ya da olmazsa olmazı hangi ayaktır? Bu sorunun doğru bir yanıtı yoktur yani herhangi bir ayak seçimi doğru değildir. İşin doğrusu tüm ayakların aynı derecede önemli olduğu gerçeğidir. İnsan hayatında insanı ayakta tutan temel ayakların bir tanesi de “sosyal ilişkiler” dir.

Sağlıklı sosyal ilişkiler kurmak ve yürütmek görüldüğü gibi hayati bir öneme sahiptir. Gerçek bu olunca hemen bir soru karşımıza çıkar. “Peki sosyal ilişkiler kurmak ve bunu sürdürmek benim için gerekliden öte şart ise ben bunu nasıl başarabilirim”. Tabii bunu başarmak o kadar da kolay değil.

Bence işe nereden başlayabilirsiniz biliyor musunuz? Herkesi olduğu gibi kabul ederek, yani kimseyi değiştiremeyeceğiniz gerçeğini görerek. Bunun anlamı şudur; hayatta değiştirebileceğimiz ve de değiştiremeyeceğimiz şeyler vardır. Karşınızdaki insanı değiştirmek isteği, değiştiremeyeceğimiz şeyler listesinde yer alır. Terapilerimize gelen insanların çoğunun karşılarında insanları değiştirmeye çalıştıklarını görüyoruz. Kimi eşini, kimi anne ya da babasını, kimi de arkadaşlarını değiştirmeye çalışıyor. Tabii bu çabanın altında şu düşünce yatıyor! “Benim düşündüklerim ve davranışlarım doğrudur. O yanlış düşünüyor ve davranıyor, onun için değişmeli ve benim düşündüğüm gibi düşünüp yaşamalı” Terapiye gelen insanlara şunu soruyorum; “Yıllardır şu kişiyi değiştirmek için savaştınız, çabaladınız, o kişi ne kadar değişti?” Aldığım yanıtlar da birbirine çok benziyor. “O bu kadar çabama karşın hiç değişmedi”, “Peki değişen ne oldu?, “Değişen benim ruh sağlığım oldu, yani tüm sinir sistemim bozuldu ve mutsuz oldum”. Değerli okurum diyelim ki odanızda karşınızda bir vazo duruyor ve siz onun rengini hiç beğenmiyorsunuz! Bütün gün ona bağırıp çağırsanız kızsanız onun rengi değişir mi? Peki o vazoyla yaşamak zorundaysanız ne yapacaksınız? Onu olduğu gibi kabullenmek ve renginin ötesinde size sağladığı başka yararları görmek en akılcısı değil mi? Tabii ki vazoyu kırma, dışarı atma hakkınız da vardır, ama karşınızdaki insan olunca bu o kadar kolay değil, Hele ki bu kişi sizin bir yakınınız ya da birlikte çalışmak zorunda olduğunuz bir iş arkadaşınız ya da komşunuzsa!

İnsanlarla daha sağlıklı iletişim kurabilmek için bir diğer önemli nokta da; “Konuşma Dili”. İnsanlar arasındaki çatışmalara baktığımızda genelde şu tesbiti yapıyoruz. Yaşanan çatışmaların, kavgaların genelde konudan değil konunun konuşulma biçiminden kaynaklandığını görüyoruz. Yani konuşma tarzı, üslubu, seçilen kelimeler ve dinleme becerisi sorunların kavgaya ve kırılmalara dönüşmemesi için çok önemli kavramlardır. Yaşamın en önemli kurallarında olan adalet ve denge kuralı insan ilişkilerinde de varlığını hissettirir.

Bülent Budak
Uzm.Psik.Danışman

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir