Sağlığımız için 4 önemli uyarı

Büyüme,gelişme ve sağlıklı yaşam sürmemizi sağlayan zeka gelişimini sağlayan en önemli unsurlardan olan beslenme  yaşam süresince her zaman üzerinde durulması gereken en önemli konulardandır. 

Türkiye’de yetersiz ve dengesiz beslenme okul öncesi dönemde önemli bir sağlık sorunu olduğu gibi bireyin sonraki yıllarda mental ve fiziksel gelişimleriyle öğrenme yeteneklerini nasıl etkilediğini ortaya koymuştur.

Prof. Dr. Osman Müftüoğlu beslenmede yapılan 4 büyük hatayı ve bu hataların sonuçlarını ve nasıl telafi edilmesi gerektiğini,bu kötü gidişin nedenlerini şöyle sıralıyor; 

BİRÇOK HASTALIĞIN TEMEL NEDENİ: BESLENME
D vitamini seviyelerimiz sürekli azalıyor, B12 ve omega3 rezervlerimiz neredeyse tükeniyor, demir eksikliği problemi her geçen gün biraz daha önemli hale geliyor.

Bir çok hastalıkta temel nedenin beslenme hataları olduğunu bilsek de aynı hataları ısrarla tekrarlanıp duruyoruz. Oysa doğru beslenmediğimiz sürece sağlığımızıkorumamız da hastalanmamız da mümkün değil. Özellikle bazı maddeler var ki onları vücudumuza düzenli olarak kazandırmak mecburiyetindeyiz.

SAĞLIKLI BESLENME ÖNERİLERİ


1-D vitaminimiz bitiyor!
D vitamini noksanlığı sadece yetişkin ve yaşlıları değil çocuk ve gençleri de tehditeden çok önemli bir sorun olma yolunda. D vitamini yalnızca kemik ve diş sağlığı içingerekli bir madde değil. Biz ona “vitamin” diyoruz ama o vücutta daha çok bir“hormon” gibi çalışıyor. Eksikliğinde bazı kanserler (prostat kalın bağırsak pankreas,yumurtalık kanseri) daha sık görülüyor. Kemik erimesi yaygınlaşıyor. Çocukların diyabet riski artıyor. Bağışıklık sistemi zayıflıyor. Enfeksiyonlar daha sık görülüyor.Damar sertliği, özellikle kalp damar hastalıklarını kontrol etmek güçleşiyor. Kilo problemi yaygınlaşıyor. Kas güçsüzlüğü, halsizlik, bitkinlik artıyor. D vitamini noksanlığındaki yaygınlaşmanın temel nedeni olarak güneş ışınlarından yeteri kadaryararlanmamak ve koruyucuları yoğun kullanımı gösteriliyor. D vitaminini daha ziyade süt ve süt ürünlerinden, hayvansal besinlerden karşılayabiliyoruz ama ihtiyacımızın %90’ını güneşlenerek kapatmak zorundayız. Hangi yaşta olursanız olun yıllık sağlıkkontrollerini yaptırırken D vitamini seviyelerinize de baktırmayı ihmal etmeyin ve 50ng/ml’nin üzerinde tutun

 

2- Demir eksikliği yaygınlaşıyor
Yaygın görülen vitamin-mineral eksikliklerinin ilk sıralarında demir eksikliği de var.Demir boksanlığının ilk işareti bir tür anemidir. “Hipokrom mikrositer anemi” adı verilenbu hastalık özellikle kadınlarımızda sık görülüyor. Bilhassa genç kız ve doğurganlıkçağı dönemindeki kadınlarda, gebelerde çok ama çok önemli bir problem. Erken sütçocukluğu döneminde de sık görülme ihtimali var ve çoğu kez gözden kaçırılıyor.Yorgunluk, bitkinlik, saç, tırnak, cilt değişimleri, unutkanlık, dikkat dağınıklığı,öğrenme bozukluğu, çarpıntı, nefes darlığı demirden yoksunluğun en önemli işaretleri.Daha ziyade bedene ihtiyacı kadar demir kazandıramama nedeniyle oluşuyor ama kankayıpları, sık tekrarlayan gebelikler de neden olabiliyor. Demirin en iyi kaynağı kırmızıet ve et ürünleri. Meyve, sebze ve baklagillerde de demir var ama kırmızı etteki kadariyi emilmez. Mide asidinde azalmaya yol açan ilaçları sık ve uzun süreli kullananlardademir eksikliğine yakalanma ihtimali artıyor. Yıllık kontrollerde (özellikle kadınlarda) demir noksanlığını da araştırmakta fayda var.

 

3- B12’miz hızla azalıyor
Önemini iyi anlayamadığımız maddelerden biri de B12 vitamini. Bu vitaminin de işeyaramadığı yer neredeyse yok gibi bir şey! B12 seviyesinin azalması da birçokhastalığa davetiye çıkarıyor. Bunlardan en önemlisi B12 eksikliğine bağlı bir tür kansızlık. Zamanında tedavi edilmediği takdirde önemli komplikasyonlara yol açan birkansızlık türü bu. Ayrıca, yeteri kadar B12 vitaminine sahip değilseniz bundanetkilenenlerin başında sinir sistemi geliyor. Unutkanlık, el ve ayaklarda yanma,uyuşma, karıncalanmalar, kramplar ortaya çıkıyor. B12 noksanlığının önemli bir yorgunluk hazırlayıcısı olduğu da kesin.

 

Et ve balığı eksik etmeyin!
B12 vitamini eksikliğinin kulak çınlaması, depresyonu da kolaylaştırması gibi olumsuz daha pek çok neticesi var. Bu vitaminin noksanlığına mide asidini azaltan ilaçlarıkullananlarda (antiasitler, proton bombası baskılayıcılar), mide ameliyatı geçirenler vevejetaryen beslenenlerde sık rastlanıyor. B12 vitaminin başlıca kaynakları et, balık, peynir, yoğurt, süt, yumurta gibi hayvansal yiyecekler. Özellikle et ve balık güvenilirkaynaklar. Hangi yaşta olursanız olun B12 seviyenizi 500 pikogramın üzerinde tutmaya çalışın. B12 noksanlığı ülkemizde, özellikle yetişkin ve yaşlı nüfustazannettiğimizden daha sık görülen bir problem ve bunu da ciddiye almak gerekiyor.

 

4- OMEGA 3 rezervlerimiz tükeniyor
Omega3 yağları (EFA/EPA) sağlığımızı sürdürmede çok ama çok önemliler. Hangiyaşta olursanız olun yeteri kadar “omega3 rezervi”ne sahip olmak zorundasınız. Çünkü bu “elzem yağlar” koroner kalp hastalığı riskini azaltıyor. Kan basıncını dengelemeyi, sağlıklı kilo korumayı kolaylaştırıyor. Omega3 yağları sağlam bellek için de çok önemli. Çocuklarda öğrenmeyi destekliyor, ruhsal gelişime yardımcı oluyor.Yaşlıları bunamadan, Alzheimer’dan koruyor. Depresyon ve lupus, romatiod artrit gibibazı bağışıklık sistemi hastalıklarından korunmada da işe yaradığı biliniyor. Dahası var!Bu yağlar güneşin retina üzerindeki olumsuz etkilerini azaltıyor. Çocukların görme yeteneklerini -retina gelişimini destekleyerek- arttırıyor.

Kalp için adeta bir ritim düzenleyici fonksiyonları var. Bu kadar önemli görevleri üstlenen omega3 yağlarını ne yazık ki artık eskisi kadar kazanamıyoruz. Yani rezervlerimiz bitmek üzere!

Kapsüllerin hepsine güvenmeyin!
Çünkü yediğimiz etlerde, süt ürünleri ve yumurtada -hayvanlar ahırlarda ve kümeslerde yetiştirildikleri için- yeteri kadar omega3 yok. Hatta balıklarda bile -özellikle çiftlik balıkları- yeteri kadar omega3 yok. Omega?3 için kan analizleri maalesef henüz yaygın değil ve oldukça pahalı. Ama sorun o kadar yaygın ki, ne yapıp edip daha fazla omega?3 almaya çalışmamız lazım. Bunun için omega3 katkılıyumurtalar tüketilebilir. Daha sık ceviz, semizotu yenebilir. Yağlı, soğuk sularda yetişen balıklar tercih edilebilir. Keten tohumundan daha sık faydalanmak da birçözümdür. Salatalara keten tohumu eklenebilir. Ayrıca omega3 kapsüllerinden de faydalanmak mümkün ama bu kapsüllerin bazılarının güvenli olmadığı da aklınızda olsun.